Ömrünün 23 yıl 2 ayını belediyede geçiren biri olarak bu konularda sesimi sizlere duyurmak için yeterince yırtındığımı sanıyorum. Ancak ne dedimse; belediyecilerin köpekleri öldürmenin dışında bir çözüm düşünmeyeceklerini kimseye anlatamadım. Ne yaptımsa pembe rüyalar gören Tatlısu hayvanseverlerini bir türlü uyandıramadım.
Zamanında en hümanist, en duygusal memurlardan biri de bendim. Öyleyken bile verilen emre sonsuz bir itaatle, ilk icratım bağlı bir köpeğin beynine kurşun sıkmak oldu. Ben okumuş-yontulmuş gibi görünen bir insan olarak böyleyken; hiç yontulma şansı olmayan hanzolardan daha insancıl bir hareket beklemenize inanamıyorum.
Belediyecilerin kasaba kurnazlığı yapıp, kısırlaştırma ihalesi gibi icraatlarına bazı hayvanseverlerin nasıl inandığına şaşırmıştım.
Bunun, hayvanseverlere çaktırmadan bir öldürme yöntemi olduğunu forumlarda da yazmıştım.
Bazı arkadaşlar ya çok iyiniyetli, ya da olağandan fazla saf diye düşünüyorum..
Ömrümün 8 yılı zabıta memuru olarak geçti. 15 küsür yıl belediyelerde Şube Müdürlüğü (bugünkü belediye başkanı yetkileriyle donatılmış görev yaptım) gibi en üst kadrolar dahil birçok onay makamı işgal ettim. Ve bu tecrübelerimin ışığında söylüyorum ki;
Belediyeci hayvanları öldürmenin dışında asla bir çözüm düşünemez. Ne kadar insancıl görünürse görünsün; o sadece hayvanları nasıl yok edeceğine programlıdır. En insancıl gibi görünen icraatların sonunda bile hayvanların yok olması öznesi vardır..
Ben Anakent belediyesi, Ümraniye temizlik koordinasyon görevlisi olarak da çalıştım. Öldürülen köpeklerle ilgili istatistik bilgilerini de ben geçtim. Onlardan nasıl kurtulunması gerektiği konusunda 23 belediye sorumlusunun katıldığı toplantılara temsilci olarak ben de katıldım. Kumkapı'da tüm belediye yetkilileriyle yaptığımız toplantılarda köpeklerden kurtulma önerilerine, alınan kararlara ben de katkıda bulundum.
(Bunları söylemekteki amacım; bir şeylere şahit olduğumu, bir şeyleri bildiğimi sizlere anlatabilmek içindir.)
Sonuçta;
Belediyeci öldürmeye programlı hissiz bir robot gibi görevini yapmaktadır.
Hayvanseverler biribirlerini yemekten ne zaman vazgeçerlerse,
"Hayvanseverim" diye ortalıkta gezinenlerin çoğu ne zaman ikiyüzlülüğü bırakırlarsa o zamana kadar yok etmeye devam edeceklerdir.
Hayvanseverlik ne zaman klavye kahramanlığından öteye geçerse o zaman köpeklerin kaderi değişecektir.
Yardım çağrılarını, --yardım etmek, yorum yapmak bir yana-- okuma gereği bile duymuyorsunuz.
KÖPEKLERİN BAZI HAYVANSEVERLER GİBİ DOSTU VARKEN DÜŞMANA HİÇ İHTİYAÇLARI YOK NE YAZIK Kİ...